Patrikhane’nin çift cepheli krizi: Moskova’yla husumet, Ankara’yla ihtilaf

Patrikhane’nin çift cepheli krizi: Moskova’yla husumet, Ankara’yla ihtilaf

Fener Rum Patrikhanesi, biri Moskova, diğeri Ankara olmak üzere iki ayrı gerilim hattının kesişiminde faaliyetlerine devam ediyor.

Patrikhane Rus makamlarını doğrudan hedef alıyor; Moskova’yı, “hayali senaryolar, sahte haberler, hakaretler ve çarpıtılmış iddialar üretmekle” suçluyor.

Eylül 2025’te Beyaz Saray‘da ABD Başkanı Donald Trump ve yardımcısı J.D. Vance ile görüşen Patrik I. Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu‘nun kapalı kalmasından dolayı açıkça, Ankara‘yı Washington‘a şikâyet etmişti.

Bugün de Patrikhane, bir taraftan Moskova’ya karşı giderek daha politik bir tutum izlerken, diğer taraftan Ankara’ya karşı Lozan’ın çizdiği sınırları zorlayan bir tavır sergiliyor.

AYRILIĞI CIA MI ŞEKİLLENDİRDİ?

Rum, Rus ve Ukrayna Ortodoks kiliseleri arasındaki krizin kökü 2018’e uzanıyor. Bartholomeos’un o yıl Ukrayna Ortodoks Kilisesi‘ne bağımsızlık ve otonomi (otosefali) tanıma kararı, Moskova Patrikhanesi‘nin Fener’le ilişkisini kesmesine yol açmıştı.

Karar, bizzat Rus Patrik Kirill‘in topladığı Sinod‘da, dış ilişkilerden sorumlu Metropolit tarafından duyuruldu. Fener’in tutumundaki çifte standart burada belirginleşiyordu: kendi yetki alanında müdahaleye asla izin verilmeyen Patrikhane, Ukrayna meselesinde doğrudan ‘müdahaleci’ taraf oldu.

Bartholomeos, savaş sırasında Rusya’ya karşı oldukça sert bir dil kullandı. Örneğin, 2024’teki bir anma ayininde Moskova, dolaylı olarak, “kötülüğün sürekli varlığının bir hatırlatıcısı” olarak nitelendirildi.

Washington’daki Patrikhane temsilcileri (Arkonlar) ise Rus Ortodoks Kilisesi’ni “Rus devletinin bir uzantısı” olarak tanımladı ve Beyaz Saray’a, Moskova’ya yakın din adamlarıyla görüşmeme çağrısında bulundu.

Bartholomeos, savaş sırasında Rusya’ya karşı oldukça sert bir dil kullandı. Örneğin, 2024’teki bir anma ayininde Moskova, dolaylı olarak, “kötülüğün sürekli varlığının bir hatırlatıcısı” olarak nitelendirildi.

Washington’daki Ekümenik Patrikhane temsilcileri (Arkonlar) ise Rus Ortodoks Kilisesi’ni “Rus devletinin bir uzantısı” olarak tanımladı ve Beyaz Saray’a, Moskova’ya yakın din adamlarıyla görüşmeme çağrısında bulundu.

Rus tarafı, meselenin köklerini doğrudan ABD’ye bağlıyor; Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’nin Ortodoks dünyasında yaşanan krizde doğrudan parmağı olduğunu ve Bartholomeos’u, mezhepsel bölünme yaratması için desteklediğini ifade etti.

Rus medyası ise eski CIA görevlisi John Kiriakou‘nun anlatımlarından referans aldı ve Hillary Clinton’ın 2010’da otosefali karşılığında Fener’e, 20 milyon dolar teklif ettiğini yazdı.

Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin avukatı Robert Amsterdam‘a göre, Ukrayna’da 2018’de kurulan Bağımsız Ortodoks Kilisesi (OCU), yalnızca dini bir ayrışmanın sonucu değil, aynı zamanda Batı destekli siyasi bir projenin ürünüydü.

Amsterdam, ABD’li televizyon programcısı Tucker Carlson‘a verdiği röportajda OCU’nun oluşturulma sürecinde ABD kurumlarının rol oynadığını, hatta yapının CIA ve USAID desteğiyle şekillendirildiğini öne sürdü.

PATRİKHANE’NİN ÇİFTE STANDARTLARI

Öte yandan, savaşın başladığı tarihten itibaren çok sayıda dini merkez, saldırıların hedefi oldu.

Tamamı 2024 yılında gerçekleşen saldırılarda Fener Rum Patrikhanesi‘nin herhangi bir açıklama yapmaması dikkat çekti.

Sadece bu da değil; uluslararası gözlemcilerin resmi raporlarına göre, Zaporojiye Nükleer Santrali Nisan, Temmuz, Ağustos 2024 ve Mayıs-Haziran 2026 tarihlerinde Ukrayna güçleri tarafından tam 5 kez hedef alındı. Ancak bu da 26 Nisan’da Fener’de düzenlenen “dünya barışı” konulu Pazar Ayini‘nde, “Rusya nükleer tesisleri vuruyor” diyen Bartholomeos için bir açıklama sebebi olmadı.

Bunun yerine; Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi ve İstanbul Başkonsolosu‘nun katıldığı bir ayinde, Ukrayna’nın mücadelesi, “Hz. İsa’nın mücadelesine” benzetildi. Bu da yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

LOZAN, EKÜMENİKLİK VE VATİKANLAŞMA

Bütün bunlar olurken, Türkiye’nin Patrikhane’yle ihtilafı farklı bir eksende ilerliyor: hukuki statü. Türk makamlarına göre Fener’in “ekümenik” (evrensel) unvan iddiası Lozan’da hiçbir karşılık bulmuyor. Türk iç hukukuna göre, Patrikhane’nin fiilen bağlı olduğu kamu organı olan Fatih Kaymakamlığı, resmi bir açıklamasında şu olgulara yer veriyor:

Lozan’ın azınlıkları koruma rejimi, Yargıtay 4. Dairesi’nin E…. 2005/10694 sayılı kararıyla, Patrikhane’nin sadece İstanbul’daki Rum cemaatine din hizmeti veren bir kurum olduğunu vurguluyor.

Türk tezleri, Türkiye’de “ekümenik” şeklinde tarif edilen bir kurum ve görev tanımının olmadığını ve Fener Rum Patrikhanesi‘nin, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir dini yapı olduğunu vurguluyor.

Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) bünyesinde yayınlanan bir rapora göre, Osmanlı padişah beratlarında da Rum Patrikleri için “ekümenik” değil, “bağlı/kul” ifadesi kullanılmıştı; bu durum, Türk tezlerinin tarihsel bir temelinin bulunduğunu da ortaya koyuyor.

Türk tezlerine göre, Fener’in açık/örtülü faaliyetlerinin ardında “Vatikanlaşma” riski bulunuyor; bu tehdit, “devlet içinde devlet” yapısı olarak tarif ediliyor ve şiddetle reddediliyor.

DİNİ OTORİTEDEN JEOPOLİTİK AKTÖRE

Fener Rum Patrikhanesi’nin son yıllarda izlediği çizgi, onu yalnızca dini bir kurum olmanın ötesine taşıyarak bölgesel ve uluslararası güç mücadelelerinin tartışmalı aktörlerinden biri haline getirdi. Moskova ile yaşanan kopuş, Ukrayna krizindeki açık pozisyon alışlar ve Washington’la kurulan yakın temaslar, Patrikhane’nin geleneksel arabulucu ve uzlaştırıcı rolünden uzaklaştığını gösteriyor.

Eleştirmenlere göre, Ortodoks dünyasında tarihsel olarak var olan görüş ayrılıklarını azaltmak yerine derinleştiren bu yaklaşım, Karadeniz havzasından Balkanlar’a uzanan geniş coğrafyada dini ve kültürel fay hatlarının daha da belirginleşmesine yol açıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında ortaya çıkan yeni saflaşmalar, Ortodoks topluluklar arasındaki ilişkileri zedelerken, bölge halkları arasında uzun yıllar boyunca inşa edilen sosyal ve kültürel bağların da aşınmasına neden oluyor.

Bu nedenle tartışmanın merkezinde artık yalnızca Patrikhane’nin dini statüsü veya ekümeniklik iddiası değil; aynı zamanda küresel güç rekabetlerinin bir parçası haline gelen dini kurumların, bölgesel istikrar ve halklar arası ilişkiler üzerindeki etkisi bulunuyor. Patrikhane’nin gelecekte nasıl bir rol üstleneceği, yalnızca Ortodoks dünyasını değil, Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerinden Karadeniz ve Doğu Avrupa jeopolitiğine kadar uzanan geniş bir alanı etkilemeye devam edecek.

The post Patrikhane’nin çift cepheli krizi: Moskova’yla husumet, Ankara’yla ihtilaf appeared first on Kilis Egitim.